Ana Sayfa | Hakkımızda | Dergiler | Galeri | Sizden Gelenler | İletişim
 
 
     
23. Sayı Lamelif Dergisi (Ağustos 2009)
 
 
Dergiler / 23. Sayı Lamelif Dergisi (Ağustos 2009) / MESNEVİ'DEN / Fil Yavruları
23. Sayı Lamelif Dergisi (Ağustos 2009) / MESNEVİ'DEN / Fil Yavruları
MESNEVİ'DEN / Fil Yavruları

Hindistanlı akıllı ve bilgili bir kişi vardı. Bir gün dostlarından iki üç kişinin uzak bir diyardan geldiklerini, aç ve çıplak perişan bir halde olduklarını görerek, onlara acıyıp nasihat etti:

- "Biliyorum son derece aç ve çok perişan bir haldesiniz. Çektiğiniz açlık belasından dolayı Kerbela çölüne düşmüş gibisiniz. Birçok dert ve sıkıntı çektiğiniz belli. Fakat beni çok iyi dinlemenizi istiyorum. Şimdi bundan sonra gideceğiniz yolda filler var. Onlara rastlayınca; son derece semiz ve güçsüz olan fil yavrularını avlamak istersiniz. Bu size çok kolay ve cazip gelir. Fakat unutmayın ki anneleri pusuda onları beklemektedir. Yavrusu kaybolunca kilometrelerce yol yürüyerek yavrusunu arar ve durmadan ağlayıp inler. Hortumundan alevler saçarak, dumanlar çıkarır. Yavrularına çok düşkündür filler. Sakın ola ki fil yavrularını avlayıp yemeyin, açlıktan ölseniz de bunu yapmayın. Çünkü nereye giderseniz gidin; ana, fil yavrusunun kokusunu takip ederek sizi bulur." dedi.

Sonra şöyle devam etti:

- "Eğer bu öğüdümü tutarsanız başınızı beladan kurtarmış olursunuz. Otlara, yapraklara, yabani meyvelere razı olun. Sakın nefsinize uyup fil yavrularına temah etmeyin, onları avlamayın.

Ben size gerekeni, icap edeni söyledim günah benden gitti. Benim bu söylediklerime uyan ancak sonunda bir zarar görmez, kurtulur. Haydi, size uğurlar olsun, selametle gidin..."

Bu yolcular yollarına devam ederlerken, yiyecekleri bitti. Kıtlığa düştüler. Dayanılmaz halde acıktılar. Açlıkları, susuzlukları her an artıyor, dayanılmaz hale geliyordu. Tam bu sırada, yeni doğmuş semiz, nazik, iştah açıcı bir fil yavrusu gördüler. Adeta aç kurtlar gibi fil yavrusunun başına üşüşerek, onu kesip yemek istediler. Onlardan biri kendilerine söylenenleri onlara hatırlattı. Fakat kimseye dinletemedi.

Arkadaşları fil yavrusunu kestikten sonra güzelce kebap edip yediler. Ona da ikram edip:

- "Bırak bu boş sözleri de gel karnını doyur, bak ne kadar nefis et." dediler.

Fakat bütün bu ısrarlara rağmen o akıllı kişi, fil yavrusunun etinden yemedi. Karınlarını fil yavrusunun etiyle tıka basa doyuranlar, biraz sonra yatıp derin bir uykuya vardılar.

Fil yavrusunun etinden yemeyen ise açlıktan uyuyamadı, dolaşıp duruyordu.

Aradan bir müddet geçtikten sonra kızgın bir fil çıkıp geldi önce o uyanık adamın yanına gelip korkudan titreyen, ecel terleri döken adamın ağzını üç kere kokladı, fakat yavrusunun kokusunu alamadı. Adamın etrafından birkaç kere kızgın kızgın dolaşıp durduktan sonra adama dokunmadan çekip gitti. Uyuyanların yanına varıp ağızlarını kokladı. Kimden yavrusunun etinin kokusunu aldıysa onu havaya kaldırarak yere vurup parçaladı.

Rüşvet alan, fil yavrusunu yiyen kimse gibidir. Bir gün fil onun kökünü kazır mahveder...

 
 
       
44. Sayı Lamelif Dergisi (Mayıs 2011)
43. Sayı Lamelif Dergisi (Nisan 2011)
42. Sayı Lamelif Dergisi (Mart 2011)
41. Sayı Lamelif Dergisi (Şubat 2011)
40. Sayı Lamelif Dergisi (Ocak 2011)
39. Sayı Lamelif Dergisi (Aralık 2010)
 Tüm Sayılarımız
 
Sizde Görüşlerinizi Bildirmek İçin Tıklayınız
 
 
Lamelif Dergisi © Tüm hakları gizlidir Ana Sayfa | Hakkımızda | Dergiler | Galeri | Ziyaretçi Defteri | İletişim Designed by DP AJANS